Ayşe Tüter on parmağında on marifet

Posted by yemekce.com | Yemekler | Pazartesi 11 Ağustos 2008 11:29

aysekitap.jpg

Esra Ceyhan’ın ‘A’dan Z’ye programı sayesinde tanıdık onu. İlginç mimikleri, güzel yemek tarifleriyle birçoklarının kalbinde taht kuran Ayşe Tüter’le hayatını ve yaşamının artık değişmez bir parçası olan yemeği konuştuk.

Yemek deyince akla hep aynı isimler geliyor. Samanyolu TV’deki Oktay Usta, şu sıralar TGRT’te yemek tarifleri veren Sahrap Soysal, bir zamanların en meşhur aşçısı kilolu Ümit Usta, Emine Beder derken ünlü aşçılarımızın listesi uzayıp gidiyor. Ancak aralarından biri var ki; ekrandaki çekingen tavırları, her an değişen mimikleri ve verdiği tariflerle insanların merak ettiği şahsiyetlerden biri olarak kalmaya devam ediyor. Kim mi? ‘Esra Ceyhan’la A’dan Z’ye’ ekranlarından aşina olduğumuz Ayşe Tüter, tabii ki. “Peki Ayşe Tüter kimdir, ne iş yapar ve bu piyasaya neden atılmıştır?” diye soracak olursanız, cevabını aşağıda bulabilirsiniz. Beykoz Çubuklu’da doğan Ayşe Tüter, röportaja başladığımızda bir bir anlatmaya başlıyor yaşadıklarını. Zaten ben çocukluğumdan beri yemek yapmaya çok meraklıydım diye özetleyiveriyor her şeyi. Ancak ekrandaki o tedirgin ifadeden yüzünde eser yok. Tam tersi sevimli, sempatik, iki yetişkin evlat sahibi bir anne Tüter. Babası İstanbul, annesi ise Rumeli kökenli. “Anneannem, babaannem ve halam çok güzel yemek yapardı. Hepsinden çok şey öğrendim” diyor. Koleji bitirdikten sonra Tüter, iki sene yemek eğitimi ardından da beş yıldızlı otel şeflerinden kurslarla eğitimini sürdürmüş. Konuşmamız sırasında kendini sürekli geliştirmeye ve pekiştirmeye özen gösterdiğini anlatıyor. Ama aynı zamanda da tevazu sahibi bir kadın Ayşe Tüter. “Çok biliyorum diye bir şey yok, bilmediklerim bildiklerimden çok” diye ekliyor. Öğrenmenin de yaşının olmadığına inanıyor. Devamlı araştırıyor, okuyor ve yazıyor.

Kuru Fasulyeden Tatlı

Kaç kişi hatırlar bilinmez ama onu yaşamamızın bir parçası haline getiren 1996 yılında Sofra Dergisi’nin açtığı yarışma olmuş. Tüter, bu yarışmada Türkiye birincisi seçilmiş. “O hafta gazetelerde haberim çıktı. Kuru fasulyeden tatlı yapmıştım, çok beğenildi. Ondan sonra hep arandım, çağrıldım. Ben onları bulmadım, onlar beni buldu” diye ekliyor. Beş sene Samanyolu TV’de çalışan Tüter, ondan sonra atv’ye geçmiş. Bu arada atv’deki beşinci senesi Tüter’in. Pazartesi günü yayına başlaması beklenen ‘Esra Ceyhan’la A’dan Z’ye programında yine karşımıza çıkacak anlayacağınız. Bu arada on parmağında on marifet sözüne uygun bir kişilik olduğunu da eklemek de fayda var. ‘Esra Ceyhan’la A’dan Z’ye’ programında verdiği yemek tarifleri haricinde, Sabah Gazetesi’nin Günaydın ekindeki yemek tariflerini o hazırlıyor, ‘Ayşe Tüter’le Banvit Lezzet Güneşi’ adlı aylık periyotta yayımlanan derginin genel yayın yönetmenliği yapıyor ve yemek dersleri veriyor. Ayrıca beş tane de yemek kitabı var. Son kitabı Kapital Yayınları’ndan çıkan ‘Ayşe Tüter’le Mutfak’ta Dört Mevsim’, 5-6 ay önce çıkmış. Kitabın içerisinde yok yok. Yani kurabiye tarifiyse kurabiye, çorba ise çorba. “Bir de ucuz kitap çıkarmak istedim ki herkes alabilsin” diyor.

“Beyaz Et, Beyaz Bir Dünya Benim İçin”

Peki ya bir yemek danışmanı olan Ayşe Tüter’in kendisi ne yiyip ne içiyor? Bizden duymuş olmayın ama o tam bir tavuk tutkunu. Bizim çocukluğumuz da tavuk bu derece işlenmiyordu diye özetliyor durumu konu yemekten açılınca. “Sadece çorbası, pilavı, kızartması, haşlaması oluyordu. Yılbaşı gibi özel günlerde hindi veya tavuk olurdu, iç pilavlı falan. Ama benim için hakikaten çok ayrı bir yeri var. Beyaz etin hazmı kolay, sağlıklı ve kolestrolü az. Hakikaten beyaz et, beyaz bir dünya benim için” Başarılı aşçının ailesi için de bu tavuk sevgisi hiç sorun olmuyormuş: “Çünkü ben sırf beyaz et pişirmiyorum. Haftada bir gün kırmızı et yapıyorsam, diğer günler beyaz eti tercih ediyorum. Ama tavuğu hep sebzelerle kullanıyorum. Karnıyarık, taze fasulye, nohut yapıyorum. Etli dolma, bile tavuk etini baharatlarla birleştirince çok güzel oluyor” diyor. İş için sürekli gezen Tüter, geçen hafta gittiği Gaziantep’e de hayran kalmış. Hakikaten bulguru dantel gibi işliyorlar diyor ve ekliyor: “Türk hanımları çok yaratıcı. Gönüllerindeki sevgiyi el işlerine yemeklere aktarıyorlar”
Derken röportaj bitiyor ve Ayşe Tüter’in hem iyi bir anne, hem de iyi bir eş olan sıcak yüzüyle karşılaşıyoruz. Devamlı gülüyor. Onu ekran karşısından tanıyor ve suratsız, tepkisiz ve soğuk görüyorsanız yanılıyorsunuz. Yalnızca hanımefendi bir kişilik. Nostaljiden çok hoşlanıyor mesela. Doğduğu İstanbul’u ve Çubuklu’yu özlediğini anlıyoruz laf aralarında. Ona göre bugünkü yozlaşmanın nedeni ise göç. Anlayacağınız Ayşe Tüter kendi halinde iyi bir aşçı, ev hanımı ve anne….